veda....
vaktiydi
ya da epeydir geç..!
yarı çapı "sıfır" olan;
karanlık ve nemli
ve ağzı toprak kokan
bir dünyanın merkezindeyim şimdi...
gömdüm aklıma bulaşan
ziyankâr sözcükleri,,,
kağıdı,,,kalemi,,,dilimi,,,ellerimi,,,
ne varsa gömdüm bana dair
ve benden içre...benden hariç...
ki hiçbir ölüm erken değil artık..!
iç ağrısı uçuk düşlerin
her vakit griye çalan
mavi aldatmacalarında,
yanıbaşımızdaki uzaklardan
uzaklardaki yakınlarımıza
devşirirken kalbimizi
çocuk ağzımızla kendince edilen
ve çoğu zaman kendine edilen
cümle boyu küfürlerin(!) anaforunda
gelip içimize yanaşan
ve yüreğimize dokunan
gözlerinize ve içinize sonsuz teşekkürler...
ve kağıt ve kalem....
kimi zaman huzur,
çoğu zaman elem;
Sarayburnu,,,Kızkulesi,,,İstanbul,,,
ve Haydarpaşa garında
gitmekle gelme(me)k arası
isli ve soğuk bekleme vardiyalarında
özlem özlem büyüttüğüm çilem..!
ve ay ışığı
ve yıldızlar
-ki en çok süreyya
en azalan yanıyla zühre-i âlâ-
ve memleket kere kara(nlık) gece/m...
yedi renk gökkuşağı,,,
iki(miz) kez yağmur...
ıslak çocukluğum,,,
unutulmuşluğum,,,
yokluğum...
ve hükmü sakıt kalmış
intihar denemelerinin ardındaki
ağız dolusu suskunluğum hatrına
helâl edin hakkınızı..!
//...kırıldı oyuncaklarım
ve bitti oyunlar
bitti masallarım
tükendim...//
selam ve dua ile..
?;!..uçukmavi..!;?